Greenday ile güne başlamak

her hangi bir açıklama girdisi olabilir mi sence ?
Turist: Kıbrıs Şehitlerine nasıl gidilir tarif eder misin?
İzmirli: Maalesef, ancak sana Göztepe'den harika mekanların tarifini verebilirim.

ertesi günü beklemek..

bad girl..

yalnız

AMY

Bir bahar esintisi gibiydi sanki herşey,yumuşacık bir pembe demeti gül kokuları geliyordu,gözlerimi karşıya sabitlediğimde ileride bir havuzu andıran bir çeşme ve daha ilerisinde gelişi güzel bir köprü..Çeşmenin hemen yanında Amy Winehouse..

Bana nerede kaldın bakışı atarak yanına doğru ilerledim..

-Nereledeydin seni bekledim

-Nasıl yani ?

-Şimdi olduğu gibi

-Çay ve pasta istermisin?

-Çok celtinmensin..

Diyerek koca fincanı havuz kenarına bırakır

Ayağa kalkarız ve ilerleriz gül bahçesine doğru..

-Pastaları babaannem yaptı

-Neden burada olduğumuzu açıklar mısın?

-Belki de bunu sen istediğin içindir..

-Aklımda o kadar çok soru var ki sana sormam gereken

-Bana dünya dışında ne sormak istiyorsan sor

-Ayakkabıların çok güzel

-Onlar badem ezmesinden yapıldı..

Kafam o kadar karışıktı ki yanımda o vardı..Ve kendimi yine güvende hissediyordum..Acaba neden bu dünya ile ilgili şeylerden bahsetmemi istemiyor du?Yoksa o dünya kötü bir dünyamıydı..Yaşadığımız dünya..

Bana asıl cehennemin orasının olduğunu anlatmaya çalıştı belkide..

Direk ona yönelttiğim soru;

-İnsanlar senin günahkar olduğunu ve şuan cehennemde olduğunu düşünüyor..

-İyi de ben cennettede değilim ki

-Nasıl yani?

-Burası ne cennet ne de cehennem..

-Peki bu gül bahçesi,bu gül kokuları bu güzel pembe hava neyin nesi..

-Bunlar benim düşlerim,bunlar benim özüm..

-peki diğer club 27 üyeleri nerede

-hepsi hakettiği yerde..

Genelde 27ler hakkında pek bir şey bahsetmedi..

-Ya ben?

-Seni bana çeken birşeyler var

-Diğer dünyadamı

-Hem diğer dünyada hem burada,hepimiz seni bekliyoruz,senin bize kavuşmanı arzuluyoruz,senin bize katılmanı daima bekliyoruz..

-Nasıl yani bende mi 27ler clubünde olacağım..

-Hayır senden beklediğimiz şey güzel fotoğraf çekiyorsun yaşa işte ama bizim adımıza yaşayacaksın biz hep senin arkanda olacağız emin ol..

-Korkuyorum..

-Korktuğun zaman bana tutun..İnsanlar seni ezmeye çalışacaklar belkide yok etmeye çalışacaklar işte o zaman daha güçleneceksin.Sen bizim son olarak bıraktığımız son kişisin,bu iyi bil ve anla..Ve artık bana o saçma sapan dünya sorularındanda sorma..

-Peki o dövmelerin ne oldu?

-Dövmeler dünyada kaldı..

-Nasıl yani?

-Bana sadece gerçeği anlaman için sorular yönelt

-Peki pastalar,onlar dünya malı değil mi?

-Hayır onlar babaannemin düşleri..Bak bana öldüm ama halen jazz ıma devam ediyorum..O çünkü benim ”özüm”…Sen öldüğün zaman ise fotoğrafların konuşacak..Ve hep yanında olacaklar..Sakın karanlık bir dünyan olmasın özünü iyi bil,onu tanı…

-Dövmelerin yarı görünür oluyor bazen bana

-Onlarda senin yanılman,diğer dünyada olduğu gibi..

-Gerçekten çok güzel kokuyorsun,saçların filan,seni televizyonda izlediğim zaman çok kötü olduğunu düşünüyordum..

-Evet öyleydi çok berbat aptal bir hayatım vardı

-Ama peki şimdi?

-Şimdi babaannemin pastalarını çay içerek bana bahşedilen bu gül bahçesinde geçiriyorum tüm geri kalan hayatımı,biliyorsun burada zaman kavramı yok..Ve bu durum daha ne kadar sürecek bilmiyorum…

-Peki diğer 27ler ile görüştün mü hiç..

-Güllerle kaplı bir kapıdan geçerken Joplin in bana gülümsediğini az ve çok hatırlıyorum,evet evet gülüyordu bana,bir an şaşırmıştım ve içimi dökmem gerekiyordu ona..Elinde ise sadece koca bir fincanda çay vardı..

-Neler olacağından korkuyorum

-Dediğim gibi sen korkma ve dünya malı dünyada kalır..Emin ol fotoğrafların seninle kalacak ve sen o zaman acı bile çekmeyeceksin..Sen sadece gülümse ve bekle..Sabır ve zaman..Dünyanın tadını çıkar..Sen sen olmaktan asla vaz geçme..Seni değiştirenler elbet olacaktır onlara kanma..Biz tüm 27ler olarak senin daima arkanda olacağız…Bu onları istediğin kişiye anlat ama benim umurumda bile olamaz kimse..Belki sana inanmayacaklar,benim gibi seninde deli olduğunu düşünecekler..Ama bak ne dedim sana seni değiştirmek isteyecekler ben müziğimden vaz geçmedim sende vaz geçme..Hayatımda çok budala bir hayat yaşadım seninde elbet hataların olacak ama ben yanındayım..

Ve bir an o havuzlu çeşme,koca porselen fincan ve ilerleyen gül bahçeşi gül kokuları ile eriyip gitti..Artık bunun rüyadan öte bir görüşme olduğuna inanmaya başlamıştım…

victoria

victoria

(Kaynak: synodik)

yollar seni bekler..

yollar seni bekler..

(Kaynak: gofuckingnuts, gofuckingnuts gönderdi)

(Kaynak: bedp0tato, haplananadam gönderdi)

John Lennon gibiydi bu yağmur..

Meral Okay

Geçtiğimiz günlerde çok değerli bir sanatçıyı kaybettik ”Meral Okay”

Gülümseyen bir yüzü vardı,her şeye inat gülümser bir tavır ve hayata inat başarısı yıllardır var olan bir insandı,kendisi için çok üzüldüm bazen ondan kendime ait şeyler çıkartabiliyorum,mesela hayata bakış açısı olsun,özgür düşünceleri olsun birçok konuda onunla hemfikir olduğumu düşünüyorum..

Beni bu yazıya yönlendiren şey neydi onu da bilmiyorum,ama büyük ihtimalle bir Sezen Aksu şarkısı olan ”Eller Günahkar” parçasıydı beni buraya sürükleyen şey..O kadar düzgün kurulmuş cümleler ki insanı alıp başka yerlere sürükleyebiliyor,geçmişin ile geleceğin arasında bir bağdaşma kurabiliyor insan,anımsamalar ve anlamalar oluşuyor hafızamda..Bu da bende bir Merak Okay klasiği oluşturuyor..

Okay’ın bir sözünü görmüştüm ”Beni kibarlık kanser yaptı” diye,bunu görünce yerimde sarsıldığımı hissettim,kibarlık bir insanı nasıl kanser yapabilirdi ki? Ya da kibar olmak kanser yapıyorsa eğer bütün kibar insanlar kanser mi olacak ? Bu bir çok kargaşa sorusu arasında insan biraz daha düşünüyor..Geçmişini ve geleceğini ve ölümü..

Kibarlık içimiz de ki insan sevgisinden çıkan bir şey miydi ? Yoksa biz mi onu var ettik..Kanser i yenmek için hümanist olmak gerekiyor ya hani,hümanist olduk diye kanser olmak neyin nesidir ? Meral Okay’ı şimdi daha iyi anlayabiliyorum bunca insan arasında dimdik ayakta durabilmenin vermiş olduğu o güç şimdi yeniden insanı yaratabiliyordu..

Şimdi düşünme sırası bizde..

İlk Ütopyam (Mustafa Kaynak Anadolu Lisesi)

Ülke adı: Meyamenistan



Şimşeğin çakması ile yatağımdan irkilerek uyanmıştım,yağmur çok fena bastırmıştı yine,ne olacaktı bundan sonrası bilinmiyordu haber bültenlerinde verilen hava şartları gitti gide durumunu şiddetleştiriyordu…

Yatağımdan kalkarak karşımda ki aynaya baktım Tanrım ne kadar da yaşlanmıştım,saçlarım bembeyaz,yüzüm ise çok kırışıktı ama halen içimde 2040 lı yılların heyecanını yaşıyordum..Aradan tam 60 sene geçmiş..Her zaman ki gibi işime koyuldum sigaramı yaktım koyu kahvemi alıp pencereden gökyüzünü izledim yağmur her inişinde sanki yılların acısını çıkarıyordu benden,yüzüm tokatlarcasına..

Sabah bültenlerini açtım ülkenin ekonomi haberlerini sunuyordu spiker, Devlet sorunu ortadan kalkmıştı artık,son iç savaş ve bloklaşma savaşları sona ermişti,artık kahveyi daha ucuzu alabiliyordum..Sigaram ise halen cebimde..İnsanların isyanı yeni bir devlet yaratmıştı,hatta yeni bir hazine..

Özgürlüğün temelleri atılmış dalgalanan bir bayrak şimdi özgürlüğü söylüyordu bizlere,o bizimle konuşuyor gibiydi,hep birlikte halkın bileğinin gücüyle kazanılmış bir zaferdi..

Ekonomide para değerini kaybetmiş yerine insanlık tohumlarını ekmişti,yüzyıllar önce 100grop a alınan şey şimdi 1 grop a alınıyordu,herşey değişmişti,özgürlük bizlere serbest ticareti,serbest ekonomiyi kazandırmıştı,artık insanlar daha refah bir seviyeye ulaşmıştı..Ticaret kolaylaşmış uluslar arası statüde dünyanın sözünün geçtiği bir ülke olmuştuk,spiker her söz öbeğini tekrarlarken sevinç çığlıkları atıyordu sanki..

Sanayi alanında dünyaya zarar veren tüm zararlı fabrikalar kapatılmış yerine daha verimli kaynaklardan oluşan fabrikalar açılmıştı,daha sağlıklı bir toplum için halk çalışıyordu..

Şimdi ise doğa daha rahat nefes alıp veriyordu..Tarım sektöründe herşey ilkel boyutlara ulaşmış sanayi alanında yapılan tarım sona ermiş şimdi insanlar daha sağlıklı besinler ile besleniyor..

Toplum çok yüksek bir statüye ulaşmıştı,özgürlük onları tüm duygularını ortadan kaldırıp gerçek insan olma arzusuna taşımıştı,iyilik ve güzellik kavramını saptamış bir toplum vardı artık..Herkes çok serbestti artık bu ülkede ayıp ve günah kavramları tamamen beyinlerden kazınmıştı,herkes istediği gibi yaşayabiliyordu.Toplum örf ve adetleri bir kenara atmıştı şimdi geçmişte ki bazı ahlaki değerler yok olmuş yerine hümanizm gelmişti..İnsan sevgisi her şeye bedeldi,daha rahat bir toplum daha özgür bir toplum bunu başarmıştı..Sokak modasında gençlerin giyindiği kıyafetler hele ki saç modelleri birer sanat eseriydi adeta,kimsenin kimseye karışmaya hakkı yoktu,suçlular cezalarını en ağır şekilde öderlerdi..

Ordu ise artık düzene girmiş tamamen halktan oluşan korumacı bir statü oluşmuştu,asker yoktu bu ülkede vatandaş vardı..Erkek-kadın ayırıı yapmadan herkes bu ülkenin birer bekçisiydi zaten özgürlüğüde böyle getirmişti bu halk,tekrardan bir savaş olması imkansızdı çünkü gözü özgürlükle boyanmış bir topluma hiç bir ülke yanaşamıyordu,bundan tam 10 sene öncesiydi ki Kuzey Möç ten bir göç almıştık,Yakın Panvulların saldırısına uğramış bir Möçlü bizim ülkemize sığınarak kendisini kurtarmak istemiş şimdi ise siz tahmin edin Panvullar artık bize bağımlı bir ülke oldu !

Eğitim alanında ise çok tek düzenlik kaldırılmış yerine daha sosyal ve kalıcı bir sistem getirilmişti.Öğrencilere daha çok küçük yaşlardan hümanizm aşılanıyor ve hayat ile nasıl mücadele edilecekleri anlatılıyordu…Eğitim tamamen ücretsiz ve karşılıksız burs sağlanıyor,sınav denen şeyler ise yok,sadece okul sadece eğitim ! İnsanlar istediği alanda eğitim görebiliyordu ve ne kadar bilgi o kadar sevgi demekti..

Siyasette ülke ve dünya tarihi görülmemiş bir şeyle karşılaşmıştı bu ülkede tek bir inanç vardı oda yine olduğu gibi insanlıktı,herşey insanlar için yapılıyor ve geliştiriliyordu,milletvekili kavramı yoktu bu ülkede,cumhurbaşkanı yok,başbakan yok,tek devlet vardı oda Tanrıydı..Tanrının insanlara vermiş olduğu sevgi ile yönetiliyordu bu ülke,bağnaz düşünceden uzak,halkın kalbinin ritmi ile yönetiliyordu herşey..

Sanat alanında bir çok yenilik yapılmış her şey ileri derecede abartılmıştı,bu abartı insanların iç dünyasını yansıtıyordu,şuan oturduğum evin bir şapkası var,karşımdaki binada ise çırılçıplak insan figürleri var…Herşey saygı ve sevgi içerisinde yapılıyor…

Ve din kavramında ise ülkede herşey sınırsız olduğu gibi dinde öyleydi sınırsız bir inanış vardı ülkede.Tanrının varlığı herşeye bedeldi zaten ama onun vermiş olduğu yaşam sevgisi ile insanlar şimdi tek çatı altında hep birlikte inanmak istediği dine inanıyorlardı…

Ve gelelim şimdi hayatımıza yıllar geçti çok yaşlandım benim dedelerim zamanında hayat çok zormuş herşey para içinmiş,dedem öyle anlatırdı,ordu başına göre hareket ediyormuş,siyesetçiler ise para yiyen kan emen vampirlerden başka birşey değilmiş..Ülkede ne ekonomi kalmış ne yaşam,insanlar birbirinden nefret eder olmuş,hayat çok zormuş hatta dedem gençliğini anlatırdı üniversite yıllarını o zamanlar üniversite okurken onlar para veriyormuş üniversitelere,insanlar ırkçıymış,sanata ve dinlere saygıları yokmuş,zenginler daha zenginmiş fakirler ise daha fakirmiş..Kadın erkek eşitliği yokmuş,kadınlar eşlerinden dayak yiyormuş,şimdi bakıyorumda kendi torunlarıma gerçek bir insan olduklarını anlıyorum..

ruyaperisi:

Bozcaada sokakları da başkadır. Bütün gününü denizde geçiremezsin, aklın o sokaklarda kalır.

ruyaperisi:

Bozcaada sokakları da başkadır. Bütün gününü denizde geçiremezsin, aklın o sokaklarda kalır.

(kiraze gönderdi)

sodom ve gomore